İthalat ve İhracat arasındaki açığını madencilik kapatabilir

03 Kasım 2017 Cuma - 12:00
Kategori: Röportaj

PAYLAŞ

İthalat ve İhracat arasındaki açığını madencilik kapatabilir
İthalat ve İhracat arasındaki açığını madencilik kapatabilir

Dünyanın en riskli sektörlerinden birisi olan madencilik, birçok insan tarafından içeriği tam olarak bilinmeyen bir sektör. 2014 yılındaki Soma maden kazası ile hedef haline gelen madencilik sekötürünün sorunlarını, yanlış bilinenlerini İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, Maden ve Ocak Teknolojileri dergisine anlattı.

Doğal kaynaklar konusunda ciddi bir rezerve sahip Türkiye, madencilik konusunda henüz beklenen gelişmeyi göstermiş değil. Her yıl yeni bir madenin açılması ile tartışmaların ortasında kalan madencilik. Bu tartışmalar nedeniyle beklenen gelişmeyi bir türlü gösteremiyor. Madenciliğin temel sorunu, sektörün halk tarafından yeterince bilinmemesi olduğunu aktaran İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural ile madencilik sektörünün sorunlarını, bilinmeyenlerini ve geleceğini konuştuk. İhracat ile ithalat arasındaki farkı kapatacak tek alanın madencilik olduğunu belirten Kural, Yerli kaynaklara daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguladı. Doğalgaz ve petrolün ülkeye ciddi bir maliyet yükü olduğunu belirten Kural, “Politikalarımızı yerli kaynaklara yönlendirmemiz gerekiyor. Doğalgaz ve petrole çok fazla para harcıyoruz. Kömür kaynaklarımızı en iyi teknolojiler kullanarak yakmamız gerekiyor” dedi.

 

Termik santraller gerekli

Kömür rezervlerinin daha etkin kullanılması gerektiğini belirten Kural, “Biz kömür rezervlerimizi iyi kullanırsak enerji ihtiyacımıza önemli bir alternatif oluşturabiliriz. Fakat maden şirketleri birçok sorunla karşılaşıyor. Örnek vermek gerekirse Amasra'da bir termik santral açılmak isteniyor. Fakat 10 yıldır izin bekliyor. Amasra'ya neden santral kuruluyor diye dava açtılar. Bunun sebebi çok açık. Çünkü orada kömür işletmesi var ve kömürün yakılmaya ihtiyacı var” şeklinde ifade etti. Kömürün evde yakılmasının termik santrallere göre doğaya daha çok zarar verdiğini ifade eden Kural, “Kömürü çıkartıp evlerde yakmak hava kirliliğini daha çok etkiler. Çünkü sobaların nasıl yaktığını ne durumda olduğunu hepsini tek tek takip etmek çok zordur. Fakat termik santrallerde bacalara filtreler yerleştirdiğinizde sorun ortadan kalkar. Ama buna mani olunuyor ve bu da dışa bağımlılığı arttırıyor” dedi. Altın madenleri konusunda da aynı sorunların yaşandığını aktaran Kural, “Zengin maden yataklarımız olmasına rağmen dışarıdan hala altın alıyoruz. Almanya'ya her yıl ciddi paralar ödüyoruz altın için. Neden dışarıdan alalım? Neden kendi yataklarımızı değerlendirmeyelim? Bunların olmaması gerekiyor” şeklinde belirtti.

 

Madencilik doğaya düşman mı?

 

Çevreci bir kişi olarak madenciliğin doğaya düşman olmadığını belirten Kural, “Bazen çevreci kimliğimle uyuşmadığını söylüyorlar. Fakat uyuşuyor. Ben gidip de orada ağaçları kesin ve otel açın demiyorum. Ben madenciliğin bir zararı yok diyorum. Zaten faaliyeti bitirildikten sonra orası tekrar eski haline dönüştürülebiliyor. Bunun çok güzel örnekleri var ülkemizde. Madencilikten korkmasınlar. Kaynaklarımızı kullanmamız gerekiyor” dedi. 

Haberin devamını Maden ve Ocak Teknolojileri dergisinin kasım-aralık sayısında bulabilirsiniz.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER