Cebeci ocakları yeniden yapılandırma projesi

24 Mayıs 2013 Cuma - 16:35
Kategori: Röportaj

PAYLAŞ

Cebeci ocakları yeniden yapılandırma projesi
Cebeci ocakları yeniden yapılandırma projesi
[b]“Ocakların yeniden yapılandırma sürecinde birleştirilmesi ile birlikte bölgedeki tesis sayısı azalacak. Bu da kullanılacak tesis sayısı azaltılmış, kapasitesi yüksek modern tesisler ile gürültü kirliliğini ve tozu minimum seviyeye çekmiş olacak. Ayrıca her işletmede ocak içlerinde yüksek eğimli yollar var. İyileştirme ile birlikte çok sayıda olan kamyon ve iş makinesi sayısı azaltılmış olacak. Bu durum da karbondioksit emisyonu ve çıkan toz da otomatik olarak azalmış olacak”[/b] İstanbul Avrupa yakasının agrega ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Cebeci taş ocakları son dönemde çevresel sorunlar ve iş güvenliği nedeniyle üretimde aksamalar yaşıyor. Son olarak şev eğimleri ve yaratmış oldukları gürültü, toz nedeni ile gündeme gelen ocaklar İstanbul için yıllık 25-30 milyon ton agrega üretimi sağlıyor. Ancak bu haliyle üretime devam etmeleri de oldukça zor görünüyor. İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü, Uygulamalı Jeoloji ABD Başkanı Prof. Dr. Atiye Tuğrul Proje Koordinatörlüğünü üstlendiği “İstanbul İli Sultangazi İlçesi Cebeci Taş Ocakları Yeniden Yapılandırma Projesi” ile bölgede hem güvenli hem de sürdürülebilir bir üretim için ocakların birleştirilmesi gerektiğini söylüyor. Cebeci bölgesi için hazırlanan proje kapsamında ocakların yeniden yapılandırılması planlanırken nihai hedefin ocakların dört ayrı bölge halinde birleştirilmesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atiye Tuğrul, bu yeniden yapılandırma sürecinin birçok açıdan olumlu sonuçlar doğuracağını belirtti. Söz konusu projenin 1 Nisan tarihinde tamamlandığını belirten Tuğrul, “İstanbul İli Sultangazi İlçesi Cebeci Taş Ocakları Yeniden Yapılandırma Projesi aslında oldukça önemli bir proje. Çünkü önümüzdeki süreçte gerçekleştirilecek büyük çaplı projelerin agrega ihtiyacını en temelde karşılayacak kapasiteye ve kaliteye sahip ocakların sürdürülebilir işletilmesi için hazırlanan bir proje” dedi. Tuğrul, söz konusu projenin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) İzleme Daire Başkanlığı tarafından 1 Kasım 2012 tarihinde ve toplamda 15 işletmeye gönderilen yazıya istinaden başlatıldığını ifade etti. 1 Nisan tarihinde tamamlanan projenin neden gerçekleştirildiğine dair bilgi veren Tuğrul, “Cebeci bölgesinde hizmet veren 15 firma, MİGEM tarafından gönderilen yazıdan sonra bölgede bir iyileştirme projesi hazırlanması için bizimle irtibata geçti. Bizler de ekibimizle birlikte bölgede bir iyileştirme projesi yaptık. Projede temel olarak bölgedeki tüm ocaklarda güvenli üretim için gerekli olan şev eğim ve yüksekliklerinin belirlenmesi için çalışma gerçekleştirdik. Bunun için de ocakların ruhsat durumları ve alanın jeolojik, jeomorfolojik, yerleşim alanlarına uzaklıklarının dikkate alınarak dört bölge halinde birleştirilmesi için her işletmenin işletilebilir görünür rezervini tespit ettik ve buna göre üretim termin planını hazırladık. Ayrıca havzanın görünür muhtemel mümkün rezervleri de belirlenmiş oldu” dedi. [b]Proje neleri kapsıyor?[/b] Projenin kapsamı hakkında bilgi veren Tuğrul, proje süresince ruhsat sahaları içerisinde 1/5000 ve 1/2000 ölçekli ayrıntılı jeoloji ve mühendislik jeolojisi harita ile enine kesitlerinin hazırlandığını ve bölgedeki hidrojeolojik koşulların ortaya çıkartıldığını belirtti. Ayrıca ruhsat alanlarındaki işletilebilir görünür rezervin de belirlendiğini ifade eden Tuğrul, “Projede kaya şev stabilitesi araştırmaları için gerekli alanlardan numune alınıp deneysel çalışmalar yapıldı. Ocak şev stabiliteleri incelendi ve analizleri yapıldı. Ayrıca jeolojik koşullar, stabilite sorunları, ruhsat alanı ve ocağın güncel özellikleri dikkate alınarak üretim kademeleri belirlendi ve gerekli emniyet tedbirlerinin alınması yönünde önerilerde bulunuldu” dedi. [b]Proje neden önemli?[/b] “En başta da söylediğim gibi, proje kapsamında en temel amacımız Cebeci bölgesinde faaliyetlerini sürdüren 15 işletmenin sürdürülebilir, güvenli ve çevreye olan zararlı etkileri minimuma indirilmiş bir biçimde çalışması için taş ocaklarının dört ayrı bölge halinde birleştirilmesidir” diyen Tuğrul, bu birleşme sonucunda ortaya çıkacak olan olumlu sonuçlar hakkında kapsamlı bilgi verdi. Projenin hayata geçirilmesi ile birlikte ocaklar arasında işletilmeyen fazla miktarda bulunan kaliteli taşların değerlendirilme imkanı ortaya çıkacağını dile getiren Tuğrul, ayrıca iyileştirme projesinin sonucunda bölgedeki rezervlerin tüketilmesi ile birlikte bölgenin üretim sonunda değerlendirilmesi için kazı miktarının da azaltılmış olacağına dikkat çekti. Çevresel açıdan da birçok olumlu sonucun ortaya çıkacağını söyleyen Tuğrul, “Ocakların birleştirilmesi ile birlikte bölgedeki tesis sayısı azalacak. Bu da kullanılacak tesis sayısı azaltılmış, kapasitesi yüksek modern tesisler ile gürültü kirliliğini ve tozu minimum seviyeye çekmiş olacak. Ayrıca her işletmede ocak içlerinde yüksek eğimli, uzun mesafeli yollar var. İyileştirme ile birlikte çok sayıda olan kamyon ve iş makinesi sayısı azaltılmış olacak. Bu durum da karbondioksit emisyonu ve çıkan toz da otomatik olarak düşmüş olacak” dedi. İyileştirme projesinin hayata geçirilmemesi durumunda ortaya birçok olumsuz sonucun çıkacağını hatırlatan Tuğrul, bölgede stabilite ve iş güvenliği sorunlarının devam edeceğini belirtti ve “Eğer iyileştirme yapılmazsa zaten bölgede üretime devam etmek oldukça zor. Çünkü güvenli bir üretim yapabilmek için MİGEM bölgeden bir iyileştirme istiyor” dedi. [b]Yılda 25-30 milyon ton kaliteli agrega çıkartılıyor[/b] Bölgede yıllık olarak ortalama 25 milyon ton kaliteli agrega üretildiğini ve ortalama 850 milyon ton işlenebilir rezerv bulunduğunu hatırlatan Tuğrul, İstanbul'da hayata geçirilmesi planlanan projeler düşünüldüğünde bölgedeki ocakların faaliyetlerini devam etmesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Projenin sonunda çarpıcı sonuçlar elde ettiklerini ifade eden Tuğrul, “Proje sonucunda şunu kesinlikle söyleyebilirim ki Cebeci bölgesinde bulunan 15 agrega işletmesi, ruhsat durumları, jeolojik nedenler ve ocakların mücavirlik konumları nedeniyle 4 farklı bölge halinde işletilmesi gerekiyor. Bu nedenle proje kapsamında yapılan rezerv hesabı ile stabilite sorunları ve ocakların şev açıları, basamak yükseklikleri dikkate alınarak hazırlanan üretim termin planı 4 farklı bölgedeki taş üretim alanlarının kendi aralarında birleştirilmesi esasına göre yapıldı. Bu projenin uygulanabilmesi için üretim yapan ruhsat sahibi işletmelerin ticari olarak da birleşmesi şart” dedi. [b]4 bölgede neler var?[/b] Söz konusu 4 bölge hakkında bilgi veren Tuğrul, şunları söyledi; “Kuzeyde bulunan I. Bölgede 3 adet agrega ocağı bulunuyor. Bu ocaklarda ağırlıklı olarak kumtaşı çıkartılıyor. Güney batıda bulunan II. Bölgede 1 adet işletme bulunuyor. Bu işletmeye ait taş ocağında ağırlıklı olarak kireçtaşları ve kumtaşları bulunuyor. Havzanın ortasında bulunan III. Bölgede 7 adet taş ocağı yer alıyor. Bu ocakların tümünde kireçtaşları üretiliyor. Bu bölgenin sınırı faylı. Fay ile kumtaşı ve kireçtaşları bir araya gelmiş durumda. IV. Bölgede 4 adet taş ocağı bulunuyor. Bu bölgede de kireçtaşları işletiliyor. III. Bölgeyi sınırlayan fayın devamı bu bölgede de kumtaşları ile kireçtaşlarını sınırlandırmış durumda.” [b]Bölge hayati öneme sahip[/b] Kentlerin plansız ve kontrol dışı büyümeleri sonucunda bazı doğal hammadde rezervlerinin geri kazanılamayacak bir biçimde yapılaşma alanlarının içinde kalma durumuna değinen Tuğrul, “Cebeci bölgesinde agrega üretimi başladığı dönemde bölgede yapılaşma yoktu. Ancak zamanla kent üretim bölgesine yaklaştı. Bu durum aslında değerlendirilebilir maden kaynaklarının kullanımını engelleyen bir durum. Yıllık yaklaşık 25-30 milyon ton kaliteli agrega üretimi ile İstanbul’un Avrupa yakasının beton ve asfalt hammadde ihtiyacını karşılayan Cebeci Agrega Havzası'nın 2013 yılı 850 milyon tonluk işletilebilir görünür rezervine rağmen yapılaşmanın tehdidi altında olduğunu görüyoruz. İşletmelerin yarattığı sorunların hazırlamış olduğumuz iyileştirme projesi ile giderilmesi ve rezerv bitirilinceye kadar bu havzada kaliteli agrega madenciliğinin devam etmesi gerekiyor” dedi. Cebeci Agrega Havzası'ndaki agrega kaynaklarının İstanbul için vazgeçilmez olduğunu tekrar eden Tuğrul, “Ancak bu kaynakların sürdürülebilir yönetimi şarttır. Deprem tehdidi altındaki İstanbul’da yüksek dayanımlı beton, kaliteli asfalt ve özel projeler için yeni kaynak alanları belirlenmeden ve bu kaynaklardan şehir merkezine nakliye sorunu çözülmeden rezervleri tükenmemiş ocakların işletilmesi, kaynakların sürdürülebilir kullanımı, bölge ekonomisi ve çevresel etkileri açısından çok önemlidir” dedi. [b]Alternatife yönelmek için sorunlar çözülmeli[/b] İstanbul’da günümüz ve gelecekte agrega ihtiyacının mega projeler (3. Köprü, bağlantı otoyolları, kanal İstanbul, yeni havalimanı) kentsel dönüşüm, olası İstanbul depremi nedeniyle Cebeci havzası agregalarının önemini daha da arttırdığına değinen Tuğrul, “Eğer Cebeci Bölgesine alternatif olarak İstanbul dışından agrega temin edilecekse, söz konusu agregaların karayolu nakliyesi ile getirilmesi durumunda oluşacak trafik sorununun çözülmesi gerekecek. Deniz yolu ile agreganın Güney Marmara veya Marmara adasından getirilmesi durumunda liman sorunu ortaya çıkacak. Bu sefer bu sorunu çözmek gerekiyor. Eğer demiryolu kullanılarak getirilmesi düşünülecekse de bu sefer demiryollarının yetersizliği ile karşılaşılacak. Öte yandan nakliye nedeniyle ekonomik kayıplar ve çevre kirliliği de gözden kaçırılmamalı” dedi. [b]Kalite testi yapıldı[/b] Cebeci kireçtaşı agregaları üretilen beton ve asfaltın dayanım ve dayanıklılık açısından çok iyi değerler verdiğini yapmış oldukları araştırmalarla ortaya koyduklarını belirten Tuğrul, bölgede var olan rezervlerin değerlendirilmesinin ekonomik açından da önemli olduğunu vurguladı. Cebeci Agrega Havzasının yıllık ortalama 25 milyon ton üretimi ve işletilebilir toplam 850 milyon ton rezerv ile en az 35 yıl, toplam rezerv ile de en az 50 yıl statik ömre sahip olduğunu dile getiren Tuğrul, “İstenirse daha uzun yıllar da değerlendirilebilir. Tabii ki bölgede iyileştirme yapılması kararlaştırılır ve ocaklar 4 ana ocakta toplanabilirse” dedi. [b]Her iki taraf adım atmalı[/b] Cebeci bölgesinde üretim gerçekleştiren firmaların ve devlet kademesinde yer alan yetkililerin söz konusu bölge için birlikte hareket etmesinin hayati önemi olduğunu dile getiren Tuğrul, “Bu süreçte sadece agrega üreticilerinden ya da devletten bir şeyler beklemek yanlış olur. Bölgenin şu anda güvenli üretim yapması için iyileştirme şart. Zaten firmalar da bunu yapmak için hazırlar. Ancak devlet yetkililerinin de firmalar için bazı güvence vermesi gerekiyor. En azından bölgede rezervler tükenene kadar kapatılmayacağına yönelik adımlar atılırsa, firmalar da iyileştirmek için adımlar atacaktır” dedi. “Ocakların bu proje çerçevesinde yeniden yapılandırılarak üretim faaliyetlerini sürdürebilmesi: İstanbul için gerekli olan kaliteli agrega ihtiyacının giderilmesi, özellikle bölgede güvenli üretim (şevlerin eğim ve yükseklikleri ile ilgili sorunların giderilmesi) ve çevresel etkilerin azaltılması ve daha sonraki rehabilitasyon süreci açısından son derece önemlidir. Ancak, bu projenin iş güvenliği ve açık ocak maden işletme tekniği açısından sağlıklı olarak yürüyebilmesi için Mühendislik Jeolojisi konularından özellikle Kaya ve Dolgu Şevlerinin Kinematik ve Stabilite Analizi konularında uzmanlaşmış Jeoloji ve Maden Mühendisleri yanında Bölge Çalışma Müdürlükleri ve MİGEM yetkilileri tarafından titizlikle ve kısa sürelerle denetlenmesi, proje ekibi tarafından ve öncelikli olarak önerilir.” [b]Projenin uygulanması halinde [/b] -Güvenli şevler ile iş ve işçi güvenliği ve sağlığı -Çevresel etkilerin azaltılması (ocakların 4 grup halinde birleştirilmesi ile tesis sayısı ile makine parkının azaltılması, stok ve hafriyat alanlarının yeniden düzenlenmesi ve yeşillendirilmesi ile toz ve CO2 emisyonu azalacaktır) -Üretimde kalite sürekliliğinin sağlanması -Ocakların arasındaki rezervlerin değerlendirilmesi -Ocakların birleştirilmesi nedeniyle tesislerden, araçlardan ve patlatmadan kaynaklanan gürültü kirliliğinin en aza indirilmesi -Şevlerin ve hafriyat alanlarının düzenlenmesi ve yeşillendirilmesi ile toz ve görüntü kirliliğinin azaltılması -Bölgelerde rehabilitasyon sürecinin başlaması [b]PROJE EKİBİ[/b] Prof. Dr. Atiye TUĞRUL Doç. Dr. Nuray TOKGÖZ Yrd. Doç. Dr. Namık AYSAL Yrd. Doç. Dr. Murat YILMAZ Jeo. Yük. Müh. Selman ER [b]PROJEYE DESTEK VERENLER[/b] Harita Müh. Gazi TUKTA (AS MEGA Harita İnş. Mad. Müh. Müşavirlik) Maden Müh. Melih ÇELİKKOL Jeo. Yük. Müh. Altay ERTİN (Geo-Net Mühendislik Müşavirlik) ASD Yeraltı Etüd Mühendislik

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER