Madencilik büyümeye devam edecek

26 Aralık 2013 Perşembe - 16:06
Kategori: Röportaj

PAYLAŞ

Madencilik büyümeye devam edecek
Madencilik büyümeye devam edecek
[b]Çayeli Bakır İşetmeleri yaklaşık 20 yıldır bakır ve çinko üretiminde Türkiye'nin en önemli maden kuruluşları arasında yer alıyor. 2012 yılında 1.3 milyon ton civarında üretim yapan işletme, 2013 yılında First Quantum tarafından satın alınarak çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor. İş güvenliği, sürüdürülebilirlik, sosyal sorumluk ve birçok konuda öncü çalışmalara imza atan işletmenin 2019 yılında mevcut rezervlerinin tükeneceğini öngörülüyor. Bölgede faaliyetlere devam etmek için maden aramaları sürdüren firma ayrıca Blue Sky projesini de hayata geçirmeye hazırlanıyor. Madenin geleceği, faaliyetleri, sürdürdükleri projeler, makine seçimlerini ve daha birçok konuyu ÇBİ Genel Müdürü Iain Anderson ile konuştuk. [/b] [b]Inmet'in Çayeli Bakırı satın almasıyla birlikte, 2004 – 2013 yılları arasında köklü değişiklikler olduğunu biliyoruz. Bu gelişmelerden bahsedebilir misiniz?[/b] Inmet ile Çayeli Bakır arasında ilk kuruluşmuzdan bu yana bir ilişki vardı. Inmet, şirketin hisselerini satın alarak azınlık hissedar olmuştu. 2004 yılında Eti Maden'den hisselerin %100'ünü satın alma fırsatı oldu. O zamandan itibaren özellikle sürekli gelişime odaklanmak için vaktimiz oldu. Özellikle emniyet, çevre, üretim sistemlerimiz üzerinde çalıştık ve yıllık üretim miktarlarımız arttı. Bu sayede Çayeli Bakır'ı planladığımız şekilde işletebildik ve şirketin ne olması gerektiğiyle ilgili bir vizyon geliştirdik. Bir vizyona sahip olmak bize çok yardımcı oldu ve yıllar geçtikçe sürekli bir gelişme trendi yakaladık. [b]Bu süreçten sonra 2013 yılında Çayeli Bakır'ı bu sefer First Quantum firması satın aldı. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? First Quantum neden böyle bir yatırım yapma kararı aldı?[/b] Dediğiniz gibi bu yılın başlarında şirket First Quantum tarafından satın alındı. Süreç şu şekilde işledi. First Quantum büyüme stratejisi kapsamında dev bir proje olan Cobre Panama’yı satın alırken Inmet’i ve Inmet’in bünyesinde bulunan operasyonel durumda olan üç madeni almış oldu. Bunlar, Çayeli Bakır'ın yanında, Finlandiya'da bulunan Pyhasalmi madeni ve İspanya'daki Las Cruces bakır madeni. Çayeli Bakır'da kullandığımız sistemlerin bir çoğu, Inmet örneğinde olduğu gibi, doğrudan First Quantum tarafından devralınacak. Sonuç olarak, işletmenin başarılı bir şekilde yönetildiğini gördüler ve Çayeli Bakır'da geliştirilmiş olan beceriler, uzmanlıklar, sistemler ve prosesleri alıp, başka işletmelerde uygulamaya koyuyorlar. Bu süreç Çayeli Bakır'ı nasıl etkileyecek diye soracak olursanız, bence büyük değişiklikler olmayacaktır. Aslında bu durum burada çalışan kişiler için kimi fırsatlar doğuruyor. Kullandığımız sistemler ve proseslerde deneyimli olduklarından, diğer First Quantum işletmelerinde çalışma imkanı bulabilirler. [b]Rakamlarla ÇBİ Türkiye ve dünya için ne ifade ediyor? 2013 yılı ithalat ve ihracat rakamları hakkında bilgi alabilir miyiz?[/b] Bu yıl için üretim rakamlarımız nihai hale getirilip pazara açıklanmış değil henüz, ancak geçen seneki üretimi aşacağımızı söyleyebilirim. Bizim için iyi bir yıl oldu. Çıkarılan ve işlenen maden açısından üretim hedefimiz 1.3 milyon tonu geçiyor, bu da geçen seneki rakam üzerinden %8'lik bir artış olması anlamına geliyor. Metal üretimi açısından, yaklaşık 30 bin ton bakır, 40 bin ton çinko üretiyoruz. Bu madenleri bir konsantre olarak üretip Rize'den ihraç ediyoruz. Avrupa çapında ve Çin'de müşterilerimiz bulunuyor. Dünyanın her yerine ve özellikle müşterilerimize erişebilmemiz açısından Türkiye'nin konumu oldukça avantajlı. Genel olarak üretim verilerimiz bu şekilde, henüz rakamları açıklayabilecek durumda değilim, ancak bu yılın çok iyi geçtiğini ve geçen yılki rakamları aşacağımızı söyleyebilirim. [b]Bu başarıyı nasıl bir kadroyla gerçekleştiriyorsunuz? ÇBİ'nin yapılanmasından bahsedebilir misiniz?[/b] Çayeli Bakır'da şirketin gerçek değerinin çalışanlarımızda gizli olduğunu söyleriz hep. Çalışanlarımızın sayesinde her yıl üretimi artırma başarısını gösterebildik ve çok iyi bir ekibimiz olmasaydı bu mümkün olmazdı. Çayeli Bakır'ın çalışanlarının çoğu Türk vatandaşıdır, sadece bir yabancı personelimiz var. Genelde Çayeli Bakır'ın Türkiye'de madencilik alanında bir okul olduğu söylenir. Bunun sebebi basitçe yeraltı üretim süreci ve minerolojimizin oldukça karmaşık olmasıdır. Çayeli Bakır'da çalışmış olan herkes madenciliğin tüm öğelerinde sağlam bir temel kazanır. Yaklaşık 150 kişilik bir personel kadromuz var. Bunun yaklaşık %60'ı Rize bölgesinden gelir ve tümü Türkiye'nin önde gelen üniversitelerinde eğitim almıştır. Bunun yanında 350 kişilik sendikalı işçi kadromuz var ve bunlardan %90 çok yakında ikamet ediyor. Aslında neredeyse tümü Rizeli diyebiliriz. Personelimizin gelişimi için çok zaman ve kaynak harcıyoruz. Sadece profesyonel iş kollarında değil, aynı zamanda operasyon yönetimi, sürekli geliştirme, sağlık, emniyet ve çevre alanında eğitim veriyoruz. Sonuç olarak çalışanlarımız çok iyi bir temele sahip olurlar ve biz de onlardan şirketin sürekli gelişimi için bu becerilerini kullanmalarını bekleriz. Başarımızın sırrı budur. [b]Yerel kaynak kullanımı ve çalışanlarınız yakın bölgelerden olması bölge halkı tarafından olumlu karşılanıyordur kuşkusuz. Gerek halktan gerek de kamudan nasıl tepkiler alıyorsunuz?[/b] Tercih edilen bir işveren olduk, halk Çayeli Bakır'ın iyi bir şirket olduğunu biliyor. Çalışanlarımızın haklarını koruyoruz, onlara güvenli bir çalışma ortamı sunuyoruz. En iyi teknolojiyle çalışma imkanları oluyor. Diğer şirketlerle yaptığımız kıyaslamalardan biliyoruz ki, madencilik sektöründe verilen en yüksek maaş ve ücretleri veriyoruz. Bu yüzden Çayeli Bakır'da istihdam için önemli bir talep var, ancak tabii ki istihdam edebileceğimiz kişi sayısı sınırlı. Hissedarlarımız, resmi yetkililer ve çevre halkı istihdam için seçme sürecimiz konusunda elbette hassaslar. Bu konuyu yeterince iyi anlatabilmek adına şu anda istihdam sürecimizi sağlamlaştırmak ve adayları bulma, değerlendirme ve istihdam etme aşamalarının nasıl gerçekleştirildiğini anlatmak için bir proje yürütüyoruz. Bu proje sayesinde yerel halkı istihdam sürecimiz hakkında ayrıntılarına kadar bilgilendirmeyi hedefliyoruz. [b]ÇBİ'nin rezervi ne durumda? Çalışmalar ne kadar devam edecek ve yakın zamanda yeni bir ocak faaliyete girecek mi?[/b] Şu anki işleme hızını değerlendirecek olursak, rezervimizin 2019'da tükeneceğini düşünüyoruz. Bu aslında madencilik sektörü açısından uzun bir süre değil. Çayeli Bakır önümüzdeki yıl üretim faaliyetlerinin 20. yaşını kutlayacak, ki bu bir maden için uzun bir ömür. Haliyle madencilik faaliyetlerimizin ve Çayeli Bakır'ın bölgeye sağladığı avantajların 2019'da bitmesini istemiyoruz. Bu konuyu birçok açıdan değerlendiriyoruz. Şu anda “Blue Sky” adını verdiğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projenin amacı, madenin ilk çalışmaya başladığı zamanlarda çıkartılamayan ve ürüne dönüştürülemeyen cevherin değerlendirilmesidir. İlk başlandığında tenörü %5’in altında olan malzeme değerlendirilmiyordu, ancak şimdi %3,5'lik malzemeyi çıkartabiliyoruz. Madende daha önce değerlendirilmemiş olan bazı alanların değerlendirilmesi ekonomik olarak avantajlı hale geldi. Blue Sky planı altında, bu bölgeleri değerlendirmek için bir çalışma gerçekleştiriliyor. Bu araştırma son aşamalarında ve daha önce ekonomik olarak değerli olmayan malzemeyi hedefleyerek, madenin ömrünü yaklaşık 2 yıl uzatabileceğimizi ümit ediyoruz. Diğer taraftan bu proje metal fiyatlarındaki değişimlerden oldukça etkilenmektedir. Metal, bir üründür ve haliyle fiyatlar yükselip düşer. Fiyatların yükselmeye devam etmesi durumunda, Blue Sky projesiyle rezervimizi genişletebileceğiz. Fiyatların düşmesi halinde ise Blue Sky projesiyle tespit edilen ek rezervin miktarı çok artmayabilir. Sorunu çözmek için geliştirdiğimiz yollardan biri bu. Diğeri ise maden arama faaliyetleri. First Quantum'un şirketi satın almasından bu yana maden arama planlarımızı gözden geçirme fırsatı elde ettik ve şu anda ruhsatımızın geçerli olduğu her yerde yeni maden hedeflerinin belirlenmesi için kapsamlı bir toprak analizi ve jeofizik çalışma programımız yürütülüyor. Maden arama çalışmaları oldukça tahmine dayalı bir şekilde ilerler ve madenin ömrünü uzatma imkanımız olmayabilir, ancak madenin yakınlarında da araştırmalar yapıyoruz. [b]Peki, ÇBİ'de bir gün nasıl geçiyor? Kısaca özetleyebilir misiniz?[/b] Genel olarak bir çalışanın gününü şöyle özetleyebiliriz: Çalışanlarımız servis otobüsüyle işyerine gelir. Güvenlik taramasından geçip soyunma odalarına girerler, kıyafetlerini giyerler. İşlerine uygun kişisel koruma ekipmanlarını alırlar. Sonrasında süpervizörleriyle buluşup, günlük çalışma programının üzerinden geçilir. Örneğin maden alanında, maden ekibi özel bir alanda toplanır, projeksiyon cihazı kullanılarak önceki vardiyadaki üretim rakamları gözden geçirilir. Varsa son 24 saatte gerçekleşen emniyet olaylarından bahsedilir ve işler dağıtılır. Bu noktadan sonra işçilerimiz oldukça bağımsız bir şekilde çalışır, başlarında sürekli bir süpervizör bulunmaz. Çalışma öncesi toplantısından sonra çalışacakları bölgelere dağılırlar ve özerk bir şekilde çalışırlar. Süpervizörler ise çalışma alanları arasında dolaşıp, doğru ekipman ve sarf malzemenin bulunmasını sağlar, ekipman ve emniyet konusunda oluşan sorunlarla ilgilenir. Çayeli Bakır çalışanlarının tümü risk yönetimi teknikleri konusunda eğitim alır. Bir teçhizat kullanılmadan önce mutlaka kontrol edilir. İşçiler teçhizatı tepeden tırnağa kontrol ederek tüm emniyet bileşenlerinin çalıştığından ve bakım departmanına raporlanması gereken bir arızanın olmadığından emin olur. Çalışma alanına ulaştıklarında BİREY adını verdiğimiz, “bekle, incele, riski ele, yap” adımlarından oluşan bir prosedürü uygularlar. İşçilerin tümünde küçük bir kart bulunur, çevreyi incelerler ve tehlike oluşturabilecek unsurları ararlar. Bir tehlike tespit ettiklerinde not alırlar ve kontrole yönelik bazı önlemler alırlar. [b]İş güvenliği konusunun sizin için büyük bir önemi var. İş güvenliğine dair bu hassasiyet nerden geliyor ve sizin için ne ifade ediyor?[/b] Çayeli Bakır emniyet konusunda Türkiye standartlarının üzerinde, bizim için önemli bir konu. Bizimle çalışan herkesin emniyetli bir şekilde evlerine, ailelerine dönmelerini istiyoruz. İşyerinde ciddi bir kaza olduğunda oluşan travma ve stresi düşünün? Herkesi etkiler; tüm çalışanları, kazadan etkilenen kişiyi tanımasalar bile. Kendi risklerini ve emniyetlerini düşünmeye başlarlar. Üretim süreçlerimiz etkilenir, çünkü kaza olduğunda üretim durur. Yönetimi etkiler, çünkü işlerini bırakıp durumla ilgilenmek zorunda kalırlar. Buna göre, oluşan kazaların tümü işleri oldukça aksatır. Buna göre, emniyete odaklanarak, sadece çalışanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlamazsınız, aynı zamanda üretim açısından oluşabilecek krizleri de engellersiniz. Emniyet olayları nedeniyle üretim aksamaz ve operasyonel performans gelişir. Konu sadece çalışanların emniyeti değil, emniyete önem vererek operasyonel performansımızın en üst düzeyde kalmasını sağlarız. Bizim için, Çayeli Bakır'da emniyet ek bir ayrıntı değil. Emniyet departmanının işi de değil. Çayeli Bakır'da emniyet herkesin sorumluluğu altındadır. Bir emniyet uzmanımız yok, 500 emniyet uzmanımız var. Beklentimiz, herhangi bir çalışan, yüklenici veya dışarıdan gelen bir ziyaretçi olsun, biri emniyetsiz bir durum gözlediğinde harekete geçmesidir. İşi reddetme yükümlülüğü dediğimiz bir sürecimiz var. Bir çalışan emniyetsiz olduğunu düşündüğü bir talimat almış ve tehlike değerlendirilmemiş ise, bu talimatı reddetme hakları var. Aynı zamanda herhangi bir üretim sürecini durdurmakla yükümlüler. Yani devam etmekte olan bir üretim süreciyle ilgili bir tehlike oluşması halinde, Çayeli Bakır çalışanlarından herhangi birisi bu süreci durduracaktır. Madeni durdurabilirler ve bununla ilgili bir ceza almazlar, tam tersine tebrik edilirler. Bu anlayış benden başlıyor, yani tamamen liderlikle ilgili. Müdürlerime bir talimat verdiğimde ve bu talimat sırasıyla süpervizörlere, vardiya şeflerine ve işçilere iletildiğinde, genelde herkes işini emniyetli bir şekilde yapmaya dikkat eder. Bu nedenle liderlik Çayeli Bakır'da emniyet kültürünün önemli bir parçası. Yani ben bunu talep etmesem, sırasıyla müdürler ve şefler bunu talep etmese emniyet kültürümüz bu kadar sağlam bir şekilde işlemezdi. Bu yıl “kayıp zamanlı yaralanma” olarak tabir ettiğimiz, yani işçinin geçirdiği ve işbaşına dönemediği iki kaza oldu. Biri parmak morarması, ikincisi ise başparmak kopması oldu. Çayeli Bakır olarak karşı karşıya olduğumuz tüm riskleri düşünürseniz bu durum iyi bir performans. Bir yer altı madeniyiz, ağır şartlarda çalışıyoruz, sürekli ağır teçhizat taşıyoruz. Sadece ellerde iki yaralanma olması bize göre çok iyi bir performans, ancak daha iyisini yapabiliriz. Tek bir kaza bile fazla. Biz tüm kazaların önlenebileceği görüşündeyiz. Bir kaza, kontrollerimizde oluşan bir dizi arızanın sonucudur. Birçok tehlikenin olduğunu tespit ettiğimiz durumlarda çok fazla kontrol koyarak önlem alıyoruz. [b]İş güvenliğinin yanında çevreye karşı da oldukça duyarlı olduğunuzu biliyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?[/b] Sadece çalıştığımız bölgeye bakacak olursanız çevre konusundaki duyarlılığımızı anlayabilirsiniz. Karadeniz kıyıları müthiş bir kültür ve güzelliğe sahip bir bölge. Sektörümüzün bu konuda çok iyi bir şöhrete sahip olmadığını kabul ediyorum. Bizim yaklaşımımıza göre, işletmemizden kaynaklanan etkiler olacağını kabul ediyor, ancak bu etkilerin geçici olmasını istiyoruz. Buna göre, madenin ömrünün sonunda, rezervler tükenip alanın rehabilitasyonunu yaptığımızda, kimse burada geçmişte bir maden alanı olduğunu anlamamalı. Yani madenin gelecek kuşakları etkileyecek, kalıcı veya uzun vadeli bir etkisi olmamalıdır. Bunu nasıl yaparız? Sıfır deşarj dediğimiz bir politikamız var. Madencilik yaptığımız alandan gaz, hidro karbon veya kimyasal salınımı, veya arındırılmamış su çıkmasına izin vermiyoruz. Çayeli Bakır'ın tüm çalışanları sıfır deşarj politikası konusunda eğitim alır. Deşarj gördüklerinde bunu hemen raporlamak ve ardından deşarj edilen maddenin kontrol altına alınması için harekete geçmekle yükümlüler. Bu da oldukça iyi işliyor. Aynı zamanda çevre standartlarımız var, ki bunlar şirkete has belgeler ve dünya çapındaki standartlarla uyumlu olmak üzere hazırlanmışlardır. Bu standartlarla etkin bir şekilde karşılaştırma ve ölçüm yapıyoruz. Yönetici olarak, bir şeyi ölçemiyorsanız yönetemezsiniz de. Çevreyle ilgili birçok ölçümümüz var. İzleme programlarımızın sonuçları yönetim raporlarımızda yer alır ve sapmalar gördüğümüzde müdahale ederiz. Temel olarak sistem böyle çalışıyor. [b]Nasıl bir makine parkına sahipsiniz? Kısaca bahsedebilir misiniz? Ayrıca bu makinelerin servis ve bakımlarını nasıl gerçekleştiriyorsunuz?[/b] 70 adet mobil iş makinemiz var. Bunların birçoğu belirli uygulamalar için geliştirilmiş özel makinelerdir. Örneğin, birçok farklı türde delici makinemiz var. Bazıları patlayıcı yuvalarının açılması, bazıları da kayalara civata takılması içindir. Yeraltında kullandığımız yükleyicilerimiz var. Bunlar alçak profilli, yeraltında kullanılmak için tasarlanmıştır ve çoğunlukla tehlikeli koşullar altında kullanıma elverişlidir. Yükleyicilerimiz uzaktan kumanda edilmek üzere kurulmuştur. Operatör beton blokların üzerinde durur, uzaktan kumandayı önüne alır ve yükleyicileri insanların giremediği tehlikeli alana gönderir. Cevher ve atık maddeleri taşımak üzere kamyonlar kullanılıyor. Bunlar özel olarak tasarlanmış kamyonlardır. Beton taşımak amacıyla kullanılan araçlarımız, yine duvarlara beton püskürten araçlarımız var. Yani birçok farklı iş makinemiz var ve çok zor, çetin koşullarda kullanıyoruz. Ortam çok tozlu ve aşındırıcı. Aynı zamanda çok dar bir alanda çalışılıyor ve duvarlara çarparak makinelere zarar vermek çok kolay. Haliyle bakım gereksinimleri çok yüksek. Bunu nasıl sağlıyoruz derseniz; filomuzla ilgili hizmetleri maden kontrolü dediğimiz bir süreçle sağlıyoruz. Yer üstünde bulunan bir ofis var ve burada bir yazılımla madendeki bütün makineleri, kimin kullandığını ve makinelerin bir sonraki konuma nasıl ve ne zaman taşınacağına karar vermek üzere işlerin ne kadar süreceğini takip edebiliyorlar. Bu birim madenin gözü ve kulağı niteliğindedir. Tıpkı havaalanında hava trafik kontrolörü gibi çalışıyor. Eğer bir operatör makinelerle ilgili bir sorun yaşıyorsa, ilk başvuracağı kişi hava trafik kontrolörü, veya maden kontrolörü oluyor. Yine tamiratla ilgilenen personelin kendi atölyelerinde makinelerin durumlarını takip edebildikleri bir panoları var. Eğer bir makine kullanılmıyorsa, bu makineye bakım yapmaya karar verebiliyorlar. Makinelerimizin bakımını makine kullanılmazken yapmaya dikkat ediyoruz. Bunun yanında, tamirat ve bakım personelimiz SAP programı kullanıyor ve bu yazılımla önleyici bakımları kontrol ediyor. Raporlanan arızalarla ilgilenerek güvenilirlikle ilgili tüm işlemler SAP programına kaydediliyor. Çalışmalarını bu şekilde, makineler üretim süreçlerinde kullanılmadığı sırada planlıyorlar. [b]Bu programlar dışında maden sahanızda başka ne gibi akıllı programlar kullanıyorsunuz?[/b] Akıllı sistemler, sadece sisteme veri giren, bu verileri yorumlayanlar kadar akıllıdır. Sonuçta insana dayalı bir durum. Yine de iki yazılıma veriler giriyoruz. Yazılımlardan biri Pitram, diğeri ise SAP. Bu programlar olmadan, 70 adet mobil ekipmanı idare etmemiz oldukça zor olurdu. Operasyon faaliyeti veya bakım faaliyeti olsun, gerçekleştirilen çok sayıda faaliyeti yönetmek ve takip etmek için bir sistem aracına ihtiyacınız var. Pitram temelde operasyonel bir araç, SAP ise kısmen bakım aracı, ancak aynı zamanda satınalma, insan kaynakları ve madenin tüm diğer alanlarıyla veri paylaşımını sağlıyor. SAP kurumsal kaynak planlama programı olarak da bilinir ve bir şirketin kurumsal kaynak planlama programına geçmesi çok büyük bir faaliyettir. Temelde Pitram ve SAP madenin omurgası konumundadır. [b]Bir maden işletmesi olarak karşılaştığınız en büyük zorluk nedir?[/b] Madencilik alanında birçok sınırlılık ve zorluk vardır, ancak Çayeli Bakır'da karşılaştığımız en büyük zorluk zemin koşullarıdır. Bildiğiniz gibi oldukça değişken bir zemin üzerinde çalışıyoruz. Bazı yerlerde zemin oldukça zayıf ve desteksiz. Biz de zeminin çökmemesi için çok fazla zaman ve efor harcıyoruz. Çayeli Bakır'da madende çalışan iki ekibimiz var. Biri üretim ekibi, diğer ise zemin tahkimat ekibi ve zemin tahkimat ekibi üretim ekibinden daha kalabalık. Bu da zemin destek çalışmalarına verdiğimiz önemin bir göstergesi. Çayeli Bakır'ın her santimetre karesi püskürtme beton ile kaplanmış, kablo civatası veya bir şekilde kaya civatalarıyla desteklenmiştir. Bazı alanlarda örgü, bazı alanlarda çelik kirişler kullanıyoruz. Zemine karşı durmak sürekli devam eden bir savaştır. Karşılaştığımız en büyük zorluk budur ve her gün bu sorunla başa çıkmak için büyük çaba harcıyoruz. [b]Türkiye'de madencilik sektörü hakkında neler düşünüyorsunuz ve bu çerçevede ÇBİ'ni nasıl görüyorsunuz?[/b] Ben 2001'den beridir Türkiye'de bulunduğum için şanslıyım. Daha önce Bergama Ovacık altın madenini kuran Newmount isimli bir şirkette çalışıyordum. O zamandan beridir, çoğunlukla şu anki hükümetin çabaları sayesinde, sektörde büyük reformlar gördük. Yeni madencilik yasası oldukça faydalı oldu ve sektöre giriş yapan, yerli ve yabancı yatırımcılar çoğaldı. Bir madencilik ülkesi ve bölgesi olarak Türkiye için heyecan artıyor. Sektör son yıllarda büyük bir hızla büyüdü ve sektöre gösterilen ilgi arttı. Bana sorarsanız gelecekte bu büyüme devam edecektir. Uluslararası maden sektörü, küresel ekonomi ve Çin'de olup bitenler Türkiye’deki madencilik sektörünü de çok etkiliyor. Çin çok büyük miktarlarda hammadde tüketiyor ve dünyadaki talep seviyesi sattığımız metallerin fiyatını belirliyor. Küresel ekonomide düzelmeler görülürse metal ürünlerine olan talep de artar, fiyatlar da yükselir ve madenciliğe olan ilgide de artış olur. Çayeli Bakır bu büyük resme nasıl oturuyor derseniz, Uluslararası standartlara göre Çayeli Bakır göreli olarak küçük bir madencilik şirketidir. Çayeli Bakır'ın çalışan sayısı 500. Örneğin Şili'de Codelco çok büyük çaplı bakır madenleri işletiyor. Biz 30.000 ton üretirken dünya çapındaki büyük ölçekli bazı madenler yılda 100.000 – 200.000 ton bakır üretiyor. Çayeli Bakır Türk madencilik sektörü için önemli bir şirket olsa da, dünyanın büyük bakır madenlerinin yanında sadece bir hamsi kadarız. [b]Son olarak sosyal sorumluluk alanında ciddi çalışmalara imza attığınızı biliyoruz. Biraz da bu konudan bahsedebilir misiniz?[/b] Kesinlikle son 3 yıldır kurumsal sorumluluk konuları ve inisiyatifleri alanında büyük bir değişim yaşıyoruz. Örneği, Dış İlişkiler birimimiz kuruldu ve ofisleri maden alanının içinde değil, şehir içinde. Yani, eskisine göre çok daha erişilebilir bir durumda. Bu ekibin yaptıkları bence dünyadaki en iyi uygulama örnekleri arasında gösterilebilir. Size bir örnek verecek olursam: şirket olarak toplumsal gruplara kendi projelerinde başarıya ulaşmalarını desteklemek üzere bağışlarda bulunurduk. Bu projeler arasında Rize Devlet Hastanesi’ne enkübatör alımı vardı, bu sayede birçok bebeğin hayatı kurtarıldı. Çayeli Devlet Hastanesi bilgisayar laboratuarlarına ve okullara teçhizat desteği verdik. Yine Çayeli Devlet Hastanesi’ne ambülans bağışladık, aynı zamanda ihtiyaç sahibi aileler için bazı konut projeleri yapıldı. Şirket olarak her zaman hayır işlerinde bulunduk, ancak son birkaç yılda uyguladığımız modelde toplum ve paydaşlar paranın nereye aktarılacağına kendileri karar vermeye başladı. Bir Toplum Danışma Kurulu ve bir Bağış Komitesi oluşturduk ve komite kadın temsilcisi, kaymakamlık, belediye, STK’lar gibi grupları temsil eden 8 üyeden oluşuyor. Tüm bağış talepleri bu danışma kuruluna sunuluyor, paranın nereye harcanacağına onlar karar veriyor. Biz de kurula yıllık sosyal fon bütçemizi açıklıyoruz ve yönetimini onlara bırakıyoruz. Bu danışma kurulunda Çayeli Bakır'dan sadece bir üye bulunuyor. Kararları kurul veriyor. Bu sistem oldukça iyi işliyor. Bunun yanında, doğrudan yaptığımız bağışların yanı sıra, kalkınmaya daha fazla önem vermeye başladık. Sürdürülebilir kalkınma projeleri yapmayı hedefliyoruz. Halktan birçok kişi bu konuda eğitim aldı. Üzerinde çalıştığımız projelerden biri, organik çay tarımıyla ilgili. Bildiğiniz gibi çay üretimi Rize ile özdeşleşmiş durumda. Yapmaya çalıştığımız şey, yerel çay üreticileriyle çalışıp organik çay üretimini teşvik etmek. Şu anda yine uygulamaya koyacağımız bazı kalkınma inisiyatifleri üzerinde çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca bölge sakinlerine yönelik yürüttüğümüz meslek edindirme projesi Toplum Kapasitesi Geliştirme Programı’nın 2013 dönemini başarıyla tamamladık. Madencilik hakkında temel eğitimler ve 4 farklı operatörlük lisansı alan toplam 20 katılımcı, gördükleri 5 aylık teorik ve iş başı uygulamalı eğitimde başarı göstererek sertifikalarına kavuştu. Katılımcılara 4'er adet resmi operatör lisansının yanı sıra temel maden emniyeti eğitimi, temel paus platform eğitimi ve paus platform kullanma yetkisi, HCP eğitimleri, SLAM (BİREY Kart) ve İTA (İş Tehlike Analizi) eğitimi ve temel ilkyardım eğitimleri de verildi. Komşularımızın ve özellikle de gençlerimizin yeteneklerini geliştirmeleri ve iş hayatına atılmalarının bölgemize büyük değer katacağı inancındayız. Bu genç arkadaşlarımız bu eğitimler sayesinde nitelikli birer madenci adayı oluyor ve ÇBİ dahil olmak üzere Türkiye’deki bütün maden işletmelerinde iş bulma fırsatına sahip oluyor. Hatta madencilikten farklı sektörlerde de istihdam olanağı bulduklarını da gözlemliyoruz. Bu nedenle bu programı geliştirerek devam ettirmeyi planlıyoruz.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap

İLGİLİ HABERLER